İnsanları memnun etmek , gönüllerini hoş tutmak elbette güzel bir erdemdir. Ama herkesi memnun etmek imkansızdır. Koşulsuz bir şekilde insanları memnun etmeye çalışmak insanın kendinden ödün vermesine yol açar. İnsanların memnuniyeti için kişinin kendi isteklerinden , bazen de doğru bildiği yoldan vazgeçmesi gerekebilir çünkü.
 
 ''Başarının anahtarı nedir bilmiyorum, ama başarısızlığın anahtarı herkesi memnun etmeye çalışmaktır'' der ünlü komedyen Bill Cosby. Herkesi memnun etmeye çalışmak bazen kişinin psikolojik sorunlarının olduğunun göstergesi olabilir. Çünkü öz güveni eksik olan , kendine güvenmeyen ve benlik saygısı düşük olan kişiler kendi isteklerini, düşüncelerini , duygularını dile getiremez , ifade edemezler.  Sadece çevrelerinin onayını kazanmak için insanları memnun etmeye çalışırlar.
 
 İnsanları memnun etme çabasına girmek , kişiliğimizden ödün vermemize yol açabilir bazen. Arkadaşlarının olumsuz teklifini reddetmediği için olumsuz alışkanlıklar edinen pek çok kişi vardır. Sadece '' Hayır'' diyemediği için , sınırını çizemediği için suça bulaşan ve pişmanlık duyan kişilerde az değildir.
 
 
Sizce Herkesi Memnun Edebilirmiyiz?
 
 İnsanları memnun etmenin mümkün olmadığını en iyi anlatan bir hikaye ile olayı pekiştirmek istiyorum. Nasrettin Hoca ve oğlunun eşeğe binme hikayesini çoğumuz biliriz fakat ben yinede konuya çok güzel bir örnek olsun diye bu hikayeyi anlatmak istiyorum. Aslında bu hikaye sadece insanları güldürmekle bırakmıyor çok önemli bir mesaj verirken aynı zamanda insanı düşündürüyor.
 
  Nasrettin hoca ve oğlu pazardan eve dönüyorlarmış. Hoca oğlunu eşeğe bindirmiş kendisi de eşeğin yanında yürüyormuş. Yolda yanlarından geçen biri bu durumu görmüş ve hocaya: '' Hocam koca adam sen yürüyorsun çocuğu eşeğe bindirmişsin, bu olacak iş mi?'' demiş.
 
  Hoca düşünmüş adam doğru söylüyor, çocukla yer değiştirmiş. Hoca eşeğe binmiş çocuk eşeğin yanında yürümeye başlamış. Bir süre sonra yoldan geçen başka bir kişi şöyle bir bakmış hocaya:  ''Hocam utan utan koca adam eşeğe binmişsin el kadar çocuğu yürütüyorsun, çocuk kan ter içinde kalmış bu olacak iş mi?'' demiş.
 
  Hoca düşünmüş bu adam da doğru söylüyor , çocuğu yanına almış ve eşeğe ikisi birlikte binmişler. Biraz ilerledikten sonra rastladıkları başka biri; ''Yazık hocam yazık iki kişi bir olmuş şuncacık hayvana birlikte binmişsiniz bu hayvanın canı yok mu bu olacak iş mi?''  demiş.  Hoca düşünmüş bu adama da hak vermiş  , çocukla eşekten inmişler ve yürümeye devam etmişler . Bir süre sonra rastladıkları bir komşusu  hocaya: ''Yahu hocam sende hiç akıl yok mu, iki kişi yürüyorsunuz eşek boş gidiyor biriniz binsenize eşeğe ,bu olacak iş mi?''  demiş bunun üzerine hoca oğluna dönmüş gülümsemiş ve demiş ki;  '' İşte evladım herkesin söylediği her doğruya uymaya çalışırsan ilerlemek güç oluyor, en iyisi işi yapanın bildiği doğruyu devam ettirmesidir.'' demiş.
 
  Ayrıca herkesi memnun etmek , herkesin gönlüne girmek mümkün olsaydı eğer , dünyanın en sevgili ve en değerli insanı olan Peygamber Efendimiz(Sav) , herkes tarafından sevilirdi. Hem yaşadığı dönemlerde hem sonraki dönemlerde ondan nefret eden talihsiz insanlar olmuştur. Bu durum Peygamber Efendimizin iyi bir insan olmadığını mı gösterir? kesinlikle hayır Peygamber Efendimiz doğru yoldan hiçbir zaman ayrılmadığı ve kimsenin gönlünü incitmediği halde onu sevmeyenler olmuştur.

O halde bizim herkesin gönlüne girmemiz ve herkesi memnun etmemiz nasıl mümkün olabilir ki? Nasrettin Hoca'nın oğluna dediği gibi önemli olan  kişinin doğru yolda kararlılıkla ilerlemesi ve sırf eleştirmek için söylenen sözlere itibar etmemesidir.