Yazılışının ardından yıllar dahi geçse kendisini unutturmayan eserler vardır ya, Sabahattin Ali’den edebiyatımıza kalmış altın niteliğinde eserler de tam olarak o kendini unutturmayacak olan, okurlar tarafından daima değer görmeye devam edecek olan eserlerdir. Aralarında ayrım yapmanın mümkün olmadığı gerçekliğinden uzaklaşmadan bu kıymetli eserler arasında yerini almış olan İçimizdeki Şeytan
kitabından bahsedeceğim bu yazımda.

İçimizdeki Şeytan kitabının diğer kitaplardan ayrışan farklı bir durumu söz konusu. Yazıldığı dönemde yaşanan olaylardan baş kahraman olarak etkilenen Sabahattin Ali’nin yaşadığı tüm süreçten ve aynı zamanda bahsi geçen kitabın içeriğinden eksiksiz bir şekilde bahsedeceğim.

Kendisinin Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan ve Kürk Mantolu Madonna adında üç romanı bulunmaktadır. Değirmen, Kağnı, Ses, Yankı, Yeni Dünya ve Sırça Köşk ise yazara ait öykülerin isimleridir. Çakıcı’nın İlk Kurşunu ise Sabahattin Ali’nin deneme eserinin ismidir.

Aynı zamanda tek olan mektup eserinin ismi ise eşi ve kızına ithafen olan Canım Aliye Ruhum Filiz kitabıdır. Esirler adında bir oyunu bulunmakta ve son olarak da; Dağlar ve Rüzgar, Kurbağanın Serenadı, Öteki Şiirler adlı şiir kitapları bulunmaktadır. Özellikle romanları ve öyküleri son dönemlerde çok satanlar raflarında yerlerini korumakta, Kürk Mantolu Madonna ise 2016 yılında İngilizceye çevrilerek dış dünyaya da kapılarını açmıştır.

Sabahattin Ali Kimdir?

Öncelikle yazardan bahsetmek isterim. Sabahattin Ali 25 Şubat 1907 yılında Bulgaristan’da dünyaya gelmiş yazar ve şairdir. Yazdığı yazılar ve eserlerden dolayı milliyetçi kesim tarafından rağbet görmemiş ve pek desteklenmemiştir.

Solcu bir görüş benimseyen Sabahattin Ali siyasi görüşlerin ortaya çıkarttığı problemler ve hukuksal süreçlerden dolayı yaşanan sıkıntılardan uzaklaşmak için Türkiye’yi terk etmek istemiş ve kendisine yardım etmek vaadiyle gelen zanlı tarafından öldürülmüştür. Ölüm tarihi ise 2 Nisan 1948’dir. Canım Aliye Ruhum Filiz kitabından da bilineceği üzere eşi Aliye Ali’dir, tek bir kızı olan Sabahattin Ali’nin ruhum olarak bahsettiği kişi ise kızı Filiz Ali’dir.

İçimizdeki Şeytan Kitabının Konusu Nedir?

Soluk benizli ve zayıf bir genç olan Nihat’ın kendisinden daha topluca bir genç olan arkadaşı Ömer ile Kadıköy vapurunda gözüne bir kızın çarpmasıyla başlar. Vapurda kendisi gibi yolcu olan ve adının daha sonra Macide olduğunu öğrenecek olan Ömer uzun süre gözlerini ayıramaz. Yanına gidip gitmemek arasında sıkışan Ömer’in dikkatini Macide’nin yanında oturan kadın çeker. Bu kadın kendisinin akrabası olan
Emine teyzedir. Bu vesile ile yanlarına giden Ömer Macide’nin eğitim için bir süredir Emine teyzelerde kaldığını öğrenir.

O gün arkadaşları ile buluşan Ömer buluşmanın ardından arkadaşlarının yanından ayrılarak Emine teyzelere gider. O gün evdeki durgunluğu sezen Ömer ne olduğunu merak eder ve o gün Macide’nin babasının ölüm haberinin kendilerine ulaştığını öğrenir. Macide bu duruma çok içerlenir ve sabaha kadar odasından dışarı atım atmaz. O geceyi Emine teyzelerde geçiren Ömer sabah Macide’yi okuluna bırakarak postanedeki işine döner.

İçinde tarifsiz heyecanlar hisseden Ömer’in mutluluğunun sebebi ise akşam Macide’yi eve bırakmak için söz almış olmasıdır. Bu buluşma da aslında her şeyin başlangıcı olacak, Ömer tüm duyguları kendisine açacaktır. Bu konuşma Macide’nin olumlu cevabıyla sonuçlanır. Bu sebeple görüşmeye devam eden Macide ve Ömer’in buluşmaları çok geç saate kadar devam edince Emine teyze bu duruma olumsuz tepki gösterir.

İlginizi Çekebilir : Sabahattin Ali Kuyucaklı Yusuf Kitap Yorumum

Bu tepkinin ardından Galip amca da Macide’nin ailesinden gelen paranın kesildiğinden dert yanar. Tüm bu yaklaşımların altında ezilen Macide bu durum karşısında gururunun incindiğini düşünür ve o gece bavulunu hazırlar ardından da aynı gece evden ayrılır. Valizini toplaması ve evin kapısından çıkması arasında geçen zamanda nereye gideceği ve ne yapacağı konusunda bir fikri olmadığını, parasının onu kaç gün idare ettireceğini düşünen Macide’nin kafasındaki tüm sorular kapıdan dışarı adım attığında cevap bulur. Evet, Ömer karşısındadır. İçinde bir sıkıntı olduğunu, bu sebeple buradan bir türlü ayrılamadığını belirten Ömer Macide’ye evini açar.

Birlikte yaşamaya başladıktan kısa bir süre sonra baş gösteren ekonomik sıkıntılar iki taraf içinde zorlu olmaya başlamıştır. Çevreden gelen yardımlarla ayakta kalmaya çalışan çiftin bir noktadan sonra tıkandığı aşikardır. Bu süreçte iş arkadaşına şantaj yaparak kendisinden para alan Ömer bu durumdan oldukça büyük bir sıkıntı duyar.

Tüm bu karmaşanın içinde yavaş yavaş birbirlerinden uzaklaşmaya başlayan ikili bir davete katılır. Ömer orada Macide’nin varlığını umursamazca tavırlar sergileyip eski bir arkadaşı olan Ümit ile ilgilenince aslında çoğu ipler kopmaya başlamıştır. Tüm bu sıkıntıların içerisinde yitip giden ilişkinin bir yere varmayacağını düşünen Macide ayrılık kararı alarak bir veda mektubu hazırlar. Bu sırada merdivenden gelen ayak seslerini duyan Macide hızla mektubu saklayıp kapıya yönelir. Kapıda duran kişi Ömer değil nefes nefese kalmış olan Bedri’dir.

Ömer ve arkadaşlarının tutuklandığı haberini getirmiş neler olduğunu öğrenir öğrenmez kendisine haber vereceğini söyleyen Bedri oradan uzaklaşır. Bu sırada evde çaresizce bekleyen Macide tüm olanları bir gün sonra Bedri’den öğrenir. Bedri kendisine Ömer’in muhakkak çıkacağını söyler. Lakin Macide’nin emin olduğu bir şey vardır ki bu ilişki aslında çoktan bitmişti.

Görüş günlerinde kendisiyle görüşmeyi kabul etmeyen Ömer, yalnızca Bedri ile görüşür. Çıkacağını öğrendiği gün yine Macide ile görüşmez ve Bedri’ye olayların tüm seyrini bambaşka bir yöne çekecek tek bir cümle söyler. Bu cümle ile Ömer’in, Macide’nin ve Bedri’nin hayatı bambaşka bir pencereye uzanır. Kimine göre mutlu kimine göre mutsuz kimine göre de herkesin yararına sayılabilecek bir sonla biten kitap aslında bir çok duyguyu ve karakter tarzını ortaya koyuyor.

İçimizdeki Şeytan Kitabı Genel Bakışı

Realist dönemin realist tarzı ile yazılan kitabın dili oldukça sadedir. Akıcı bir anlatımı olan kitabın kurgusu aslında bugün hepimizin gördüğü, tanıdığı insanlardan
oluşmaktadır. Sıradan gibi gözüken aşk ve arkadaşlık ilişkileri, siyasi dönem ve tutuklanmalar üzerinden belli mesajlar vermeyi hedefleyen Sabahattin Ali’nin bu eserde dikkat çeken en büyük özelliği kişisel ruh tahlilleridir diyebiliriz.

Kitabın Yazıldığı Dönem

1940 yılında yayımlanan bu kitap dönemin siyasi çatışmalarından yoğun bir şekilde etkilenen ilk kitaptır diyebiliriz. Kitap o dönem Milliyetçi görüşe mensup Hüseyin Nihal Atsız’a ithafen yazılmıştır. Bununla ilgili çok net ve tepkisel bir cevap Atsız son noktayı İçimizdeki Şeytanlar kitabını kendisine cevap niteliğinde yazmıştır.

İlginizi Çekebilir : Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali

Fakat İçimizdeki Şeytan kitabı Sabahattin Ali için kısmen sıkıntılı dönemlerin kapısını açmış, bu süreçte tutukluluk dönemleri geçirmiş, bir dönem sonra da mesleğinden olmuştur. Tüm bu süreçlerden kurtulmak adına yurtdışına gitme kararı alan Sabahattin Ali yazımın başında bahsettiğim gibi çok şahibeli bir şekilde hayatını kaybetmiş ve cenazesi tam 2 ay sonra bulunmuştur.

Sabahattin Ali o dönemde yaşanan süreçleri, ortaya çıkan sıkıntıları, ruhsal bunalımları romanına çok başarılı bir şekilde işlemiştir. Bundan ötürü aslında kurgunun hafifliğine aldanmamalı, dikkatli okunarak dönem hakkında ve dönemin karakter ve mekanlara yansıtılışı incelenmelidir. Bu açıdan oldukça faydalı olduğunu düşündüğüm eserin tahlil ve yorumlama açısından da oldukça başarılı olduğu gerçektir.

E-POSTA ABONELİĞİ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin.

Abone Olduğunuz İçin Teşekkür Ederim.

Bir Şeyler Yanlış Gitmiş Olmalı, Lütfen Tekrar Deneyin.