Kitap Yorumları

Annemin Uyurgezer Geceleri – Ayfer Tunç: Bir Bellek Romanının Anatomisi

Bir kitap başlıyor ve uyku kaçıyor. Üç gece, dört gece. “Bir başlayayım şu kitaba” diyorsunuz ve ne zaman geçtiğini anlamıyorsunuz. Ayfer Tunç’un Kasım 2025’te çıkan Annemin Uyurgezer Geceleri tam olarak böyle bir roman. Can Yayınları’ndan çıkan 440 sayfalık bu kitap, çıktığı ay Amazon Türkiye kitap sıralamasının ilk üçüne girdi ve 1000kitap’ta 2025’in en çok okunan kitapları arasında birinci sırayı aldı. İlk baskısı 70.000 adete yakın yapılan bir roman için bu rakamlar, Türk edebiyat okurlarının Tunç’a duyduğu güveni somut biçimde ortaya koyuyor.

Annemin Uyurgezer Geceleri kitap incelemesine ait olan bu yazıda, romanı tek kelimeyle değil, hak ettiği derinlikte ele alıyoruz. Konusu, temaları, anlatı tekniği, güçlü yanları ve bir-iki eleştiri noktası: hepsi burada.

Ana Başlıklar

Roman Hakkında: Temel Bilgiler

YazarAyfer Tunç
YayıneviCan Yayınları (Çağdaş Serisi)
İlk YayınKasım 2025
Sayfa Sayısı440
EditörAbdullah Ezik
Kapak TasarımıUtku Lomlu
TürÇağdaş Türk Romanı, Psikolojik Roman
Birincil TemaBellek, iktidar, kadınlık, aile tarihi

Konu ve Özet

Romanın anlatıcısı Şehnaz Varlı, İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü’nde ekonomi profesörüdür. Annesi Moda İlkokulu’nda öğretmen olan Ayhan Targut Varlı, anneannesiyse Hatice Şehbal Targut. Üç kuşak kadın, aynı çatı altında. Ve bir gece, sabaha karşı, Şehnaz annesinin uyurgezer olduğunu fark eder.

Uyurgezer bir anne, karanlıkta yürür ve kızına bir şeyler söyler. Söylediği şey o kadar sarsıcıdır ki Şehnaz, o günden sonra yaşadığı hiçbir şeyi unutamaz. Belleği artık bir tuzak gibidir, her ayrıntıyı içine çekip saklar.

👉 İlginizi çekebilir : Bir Maniniz Yoksa Anneler Size Gelecek – Kitap Yorumu

Romanın arka planında otuz yıl boyunca süren başka bir hikaye daha var: Şehnaz’ın evli hocası E. ile ilişkisi. Bir üniversiteli öğrencinin karizmatik, evli hocasına duyduğu şeyle başlayan bu bağ, onlarca yıl boyunca bir türlü kopmaz. Şehnaz aşkını, bağımlılığını, annesine ve anneannesine duyduğu karmaşık duyguları iç sesiyle anlatır. Roman, zamanı ileri-geri giderek bu üç katmanı, yani bireysel belleği, aile sırlarını ve Osmanlı’dan günümüze uzanan toplumsal tarihi bir arada işler.

Romanın Ana Temaları

Bellek ve Unutma

Romanın merkezinde tek bir paradoks var: unutamayan bir kadın. Şehnaz, annesinin uyurgezerlik sahnesine tanıklık ettikten sonra unutma yetisini yitirir. Bu durum bir beden sorunu değil; travmanın zihni nasıl ele geçirdiğinin somut bir anlatısı. Tunç, belleği hem kurtuluş hem de hapis olarak konumlandırır. Hatırlamak, Şehnaz için hem yüzleşme hem de hapsolma anlamına geliyor.

İktidar: Mikro ve Makro

Romanı tek kelimeyle özetlemek gerekse o kelime “iktidar” olur. Hikayelerin her katmanında farklı bir iktidar biçimi işliyor: anne-kız ilişkisindeki duygusal baskı, hoca-öğrenci ilişkisindeki güç asimetrisi, 1980 sonrası Türkiye’sinde sermayenin el değiştirmesi, akademi dünyasındaki statü kavgaları. Tunç bunları ayrı ayrı değil, birbirine bağlı bir yapı olarak sergiliyor. Şehnaz’ın E.’den kopamaması, sadece bireysel bir zaafiyetin ürünü değil; içine doğduğu toplumsal düzenin bir sonucu olarak okunuyor.

Kuşaklar Arası Aktarım ve Kadınlık

Osmanlı’dan cumhuriyete, 1970’lerden 2012’ye uzanan dönem boyunca üç kuşak kadının yaşadıkları farklı ama garip biçimde benzerdir. Şehnaz büyükannesinin, annesinin ve kendi hayatının izlerini takip ederken şunu sorar: Bu ülkenin kadınlarının kaderi, annelerine dönüşmek midir? Bu soru romanda yanıtsız bırakılır. Ama zaten asıl güç de orada: okuyucu bu soruyu kendisi düşünmek zorunda kalır.

Türkiye’nin Toplumsal Panoraması

12 Eylül darbesi, 1980 sonrası ekonomik dönüşüm, akademi dünyasındaki çözülme, solun erimesi, yeni zenginlerin yükselişi… Bunların hepsi arka planda, ama hiç silinmeden duruyor. Şehnaz akademisyen gözüyle bu dönüşümleri kaydeder. Roman, anı-roman sınırında giden bir toplumsal belge gibi de okunabilir.

Karakterler ve İktidar İlişkileri

Şehnaz Varlı

Romanın hem anlatıcısı hem de en karmaşık karakteri. Zeki, eğitimli, içgörülü bir kadın; ama otuz yıl boyunca bir ilişkiyi bırakamayan da o. Bu çelişki, pek çok okuru şaşırtıyor, hatta kızdırıyor. Neden kopamıyor? Ayfer Tunç cevabı bireyin zaafında değil, içinde büyüdüğü güç yapılarında arıyor. Şehnaz’ı “akılsız” okumak mümkün, ama Tunç sizi oraya doğru yönlendirmiyor. Aksine, bu bağımlılığın nasıl rasyonalize edildiğini, nasıl aşk gibi hissettirdiğini gösteriyor.

E.

İsmi hiç söylenmiyor. Bu bir detay değil, bilinçli bir tercih. E., tek bir kişi değil, egosunu kibir maskesiyle örten, zayıflığını otorite kılığına büründüren bütün bir erkeklik örüntüsü. Romanda ismi geçmediği için kafanızda başka bir E. canlanabilir. Bu hem metnin zekası hem de okuyucuya açılan kapı.

Ayhan (Anne) ve Hatice (Anneanne)

Her ikisi de kendi dönemlerinin içinde sıkışıp kalmış, güçlü ama yorgun kadınlar. Annenin uyurgezerliği, bastırılmış duyguların bilinçdışına sızmasının sembolik anlatısıdır. Anneannenin geçmişi ise Osmanlı’dan cumhuriyete geçiş döneminin toplumsal çalkantılarını taşır. Bu iki karakter olmasa, Şehnaz’ın iç dünyası anlamsız kalırdı.

Anlatım Tekniği ve Dil

Tunç, bilinç akışı tekniğini kullanıyor. Kişilerden olaylara, olaylardan fikirlere, fikirlerden duygulara çağrışımlarla geçişler yapan, birbirinden bağımsız gibi duran parçaların sonunda bütünü oluşturduğu bir kurgu bu. Zaman doğrusal değil; roman, Şehnaz’ın belleğinin hareketi gibi ileri-geri gidiyor.

Dil yalın ama yoğun. Tunç, kelime oyunlarıyla sürükleyen ama bunaltmayan bir anlatı kuruyor. Bazı okurlar noktalı virgüllerle ayrılmış uzun bilinç akışı paragraflarını yer yer yorucu buluyor; bu meşru bir eleştiri. Ama aynı teknik, Şehnaz’ın duraksamadan akan, durdurulamayan belleğini de biçimsel olarak yansıtıyor.

440 sayfa göz korkutabilir, ama roman bunu hissettirmiyor. Polisiye bir sürükleyiciliği var; okuyucular çoğunlukla iki-üç günde bitirdiğini söylüyor.

Ayfer Tunç Kimdir?

Ayfer Tunç, 2 Mart 1964’te Adapazarı’nda doğdu. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan Tunç, edebiyata 1989’da “Saklı” adlı öyküsüyle girdi ve aynı yıl Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü kazandı. Gazeteci, editör ve senarist kimliğiyle de tanınan Tunç, 1999-2004 yılları arasında Yapı Kredi Yayınları’nda yayın yönetmenliği yaptı. Kurucusu olduğu Yazmak Atölyesi, edebiyat eğitimleri ve söyleşilerle çalışmalarını sürdürüyor.

👉 İlginizi çekebilir : Camdaki Kız Kitap Konusu ve Kitap Yorumu

Annemin Uyurgezer Geceleri, Tunç’un sekizinci romanı. Önceki romanları arasında Kapak Kızı (1992), Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi (2009), Yeşil Peri Gecesi (2010), Dünya Ağrısı (2014), Osman (2020) ve Kuru Kız (2023) sayılabilir. Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek adlı yaşantı kitabı 2003’te Uluslararası Balkanika Ödülü’nü kazandı ve altı Balkan diline çevrildi. Bir Deliler Evinin… ise 2020’de Londra’da İngilizce olarak da yayımlandı.

Ne İyi, Ne Eleştirildi?

Güçlü Yanlar

Çoğu okur romanın iki özelliğini özellikle öne çıkarıyor: birincisi, kişilerden olaylara geçen çağrışım zincirinin başlangıçta parçalı görünen ama sonunda tamamlanan yapboza dönüşmesi; ikincisi, Şehnaz’ın belleğinin yarattığı polisiye sürükleyicilik. Okuyucu bir soruşturmacı gibi sürükleniyor: asıl sır nerede? Annenin uyurgezerliğinde ne gizli?

E. ile Şehnaz arasındaki güç asimetrisinin yazılma biçimi de dikkat çekiyor. İlişkinin nasıl aşk gibi hissettirip aslında bambaşka bir şey olduğu, Tunç’un sözünü sakınmadan gösterdiği nokta. Okurken öfke, acıma ve şefkat aynı anda yaşanıyor; bu karmaşık duygusal durum başlı başına Tunç’un ustalığına işaret ediyor.

👉İlginizi Çekebilir : Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali

Yan karakterler de ete kemiğe bürünmüş. Annenin komşusu Aygen Hanım’ın bir sahnedeki küçük hareketleri bile, romanın ne denli ince ayrıntılara sahip olduğunu gösteriyor. Sanatatak’ın değerlendirmesinde de belirtildiği gibi, bu iş “yazarlık mesleğinin hakkını vermek” demek.

Eleştiri Noktaları

Her güçlü romanda olduğu gibi burada da bazı okurların sorun yaşadığı yerler var. Bilinç akışı tekniğinin yoğunluğu, özellikle orta bölümlerde bazı okurlar için yorucu olabiliyor. Şehnaz’ın E.’den neden bu denli kopamadığı ise romanın en tartışmalı noktası; kurgusal açıdan çok iyi yazılmış olsa da okuyucunun bu ilişkiye empati kurması zor, hatta zaman zaman sinir bozucu. Bir de edebî eleştiri platformu Calakalem’in dikkat çektiği bir nokta var: romanın yakın dönem siyasi tablosunu çizerken tutarsız kaldığı ve E.’yi çevreleyen bazı karakterlerin bireysel derinlikten yoksun kaldığı. Bu eleştiri, romanı seven okurların çoğu tarafından kabul görmese de göz ardı edilmemesi gereken bir saptama.

Kimler Okumalı?

Psikolojik roman seviyor, karakter analizinden zevk alıyorsanız bu kitap tam size göre. Aile tarihi, kuşaklar arası aktarım, anne-kız ilişkileri gibi konulara ilgi duyuyorsanız da. Türkiye’nin 1970’lerden 2010’lara uzanan toplumsal dönüşümünü romanesk bir dille merak ediyorsanız da.

👉 İlginizi Çekebilir : Sabahattin Ali Kuyucaklı Yusuf Kitap Yorumum

Buna karşılık, hızlı tempolu, doğrusal bir anlatı arıyorsanız veya zaman atlamalarından rahatsız oluyorsanız, bu kitap başlangıçta sabır isteyebilir. Ama okurların büyük çoğunluğu, son yüz sayfada her şeyin yerine oturduğunu söylüyor.

Sıkça Sorulan Sorular

Annemin Uyurgezer Geceleri ne zaman yayımlandı?

Roman, Kasım 2025’te Can Yayınları tarafından yayımlandı. 440 sayfa olan kitabın kapak tasarımını Utku Lomlu yaptı.

Annemin Uyurgezer Geceleri’nin ana karakteri kim?

Romanın ana karakteri Şehnaz Varlı’dır. İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü’nde önce öğrenci, sonra akademisyen olan Şehnaz; annesinin uyurgezerliğiyle açığa çıkan aile sırlarını ve otuz yıllık bir aşkı iç sesiyle anlatır.

Romanda “E.” kim?

E., Şehnaz’ın üniversitedeki hocası ve otuz yıl boyunca aşkıdır. Evli bir erkektir ve ismi romanda hiç açıkça verilmez; çünkü Ayfer Tunç onu tek bir kişi olarak değil, asimetrik güç ilişkisini taşıyan bütün bir erkeklik örüntüsünün temsilcisi olarak kurgulamıştır.

Roman kaç kuşağı kapsıyor?

Roman, Osmanlı’dan cumhuriyete uzanan zaman diliminde üç kuşak kadının hikayesini anlatır: büyükanneanne Hatice Şehbal Targut, anne Ayhan Targut Varlı ve Şehnaz Varlı. Bu üç kadın aracılığıyla hem aile tarihi hem de Türkiye’nin toplumsal dönüşümleri aktarılır.

Kitap kaç baskı yaptı?

İlk baskısı yaklaşık 70.000 adet olarak yapılan roman, Amazon Türkiye’de kitap kategorisinde uzun süre ilk üçe girdi ve 1000kitap’ta 2025 yılının en çok okunan kitapları arasında birinci sıraya yerleşti.

Roman kimler için uygun?

Aile tarihi, kadınlık deneyimi ve toplumsal bellek gibi konulara ilgi duyanlar için güçlü bir seçenek. Psikolojik roman sevenler, Türk sosyal tarihini merak edenler ve özellikle anne-kız ilişkilerinin anlatıldığı hikayelerden etkilenen okurlar bu kitabı çok beğeniyor.

Sonuç

Annemin Uyurgezer Geceleri, Ayfer Tunç’un en olgun, en katmanlı romanlarından biri. Aile sırrı olarak başlayan şey, sayfalar ilerledikçe bir kadının bilinç muhasebesi, ardından bir dönemin sosyal anatomisi ve nihayet Türkiye’de kadın olmanın tarihsel yüküne dönüşüyor. Bu genişleme, romanı sıradan bir aile hikayesinden çıkarıyor.

440 sayfa bitirildiğinde cevap değil, soru kalıyor. Ama bu iyi bir şey. İyi romanlar yanıt vermez; sizi yanıt aramaya zorlar.

💬

Bakış açım böyle. Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Belki benim göremediğim önemli bir noktayı siz fark etmişsinizdir. Aşağıya kısa bir yorum bırakın, birlikte tamamlayalım.

💬 Yorum bırak

İlgili Makaleler

Bu içerik hakkında ne düşünüyorsunuz? fikrinizi duymak isterim.

Başa dön tuşu