Öncelikle merhaba, bu kendim için hazırladığım ilk “tanıtım yazısı“. Altı ay önce, arkadaşımın blogunu düzenlemeye çalışırken kendimi “ben neden bir blog açmıyorum, paylaşacak çok şeyim var” derken buldum ve kendime uygun bir isim aramaya koyuldum.

Dağınıklık benim yaşam tarzımı çok iyi anlatıyor.

Bu kelimeyi sadece etrafa saçılmış eşyalar olarak düşünmeyin; beyin ve uğraş olarak da oldukça dağınık bir insanım. Çok fazla ilgi alanım, çok fazla “gri” tonlarım var benim. Şimdiye kadar ilgilenmediğim bir uğraş neredeyse yok. Bu yüzden merak edenlere güzel ve samimi bilgiler aktarabilirim diye düşündüm.
Uykuya ve ekstra zamana hasret bir anne olduğum için de anneliğimi blogtan ayrı tutamadım ve ismimi “Dağınık Anne” olarak belirledim. Ama korkmayın, sanılanın aksine tamamen süt kokan bir blogum yok, hatta annelik paylaşımım oldukça az bile diyebilirim.
Dağınık anne hangi konularda yazılar yazıyor.

 

Söylediğim gibi blogum dağınık bir blog ve birden fazla başlık bulmanız mümkün. İlk başladığım günle şimdiki arasında dağlar kadar fark var. Genel başlıklarım neler:

Tarifler

Tarif dediysem aklınıza börekler, çörekler, pastalar gelmesin hemen! Benim tariflerim çoğunlukla “bebek yemekleri” ve “sağlıklı yardımcı tarifler”. Annelik kısmı paylaşımlarıma en çok “tarifler” etiketinde giriyor. Zamansızlık sebebiyle mutfağa yalnızca onun için giriyorum çünkü. Bebek yemekleri bebeğinize 6. aydan itibaren yedire bileceğiniz gıdaları oluşturuyor. Sağlığın değerini çok iyi bildiğim için de onu en sağlıklı şekilde beslemeye çalışıyorum. Bu süreçte araştırmalar yapıyor, ev ortamında sağlıklı, katkısız lezzetleri sunmaya çalışıyorum. Tariflerimde bebeklerin kaçıncı aydan itibaren yiyebileceklerini muhakkak belirtiyorum. Sağlıklı yardımcı tariflerde de kullanacağınız yardımcı malzemeleri veya ara lezzetleri (örneğin pirinç unu, ketçap, peynir gibi) evde nasıl yapacağınızı anlatıyorum. Benim tariflerimde şeker bulunmuyor. Ancak, eklenebilecek olanlarda şeker ilave edebileceğinizi belirtiyorum.

 

Film ve Dizi Yorumları:

Blogumda ikinci sırayı filmler ve diziler alıyor. Anne-Baba olmadan önce her boş zamanımızda film veya dizi izlemiştik. Tabi ki hepsinin yorumunu yapamadım ama aralarından en iyilerini seçip yorumlamaya çalışıyorum. Fazla bilinmeyenleri yayımlamayı daha çok seviyorum.
Romantik veya dramatik yapımları pek izleyemiyorum. Benim tabirimle daha çok “beyin doyuran” yapımlar tercihim, içinde gizem olsun, bulmaca olsun, fantastik olsun… Hayal gücümü kullanmayı seviyorum. Ayrıca görsellik de benim için vazgeçilmez bir öğe.

 

Anne-Baba Sendromu:

Blogumda mini bir yazı dizisine başladım: Anne-Baba Sendromu. Bunu, ilişkinin en başından, evlilik sürecinden başlayarak bölümler halinde yayımlayıp aynı yollardan geçen arkadaşlarla sohbet etmek amacım. Benim neler yaşadığım ve neyi tavsiye ettiğim yönünde.

Diğerleri:

Bunlar dışında çoğunlukla etkinliklere katılmayı seviyorum. Blog dünyasında bana en çok keyif veren şey diğer bloglarla olan iletişimim! Bu sebeple büyük bir heyecanla başlattığım “Haftanın Blogu” etkinliğini büyük bir keyifle devam ettiriyorum. Bu etkinliğin paylaşılmasından duyduğum mutluluğu anlatamam! Bu etkinlik kapsamında, kendimiz seçtiğimiz (veya çekilişle belirlediğimiz) bir blogu kendi gözümüzden anlatıyor, tanıtıyoruz. Amaç o blogun bilinmeyenlerini veya size olan etkisini anlatmak. Yani yayınınızı okuduğumuzda tanıyor olarak gidiyoruz kendisine. Tanıttıktan sonra da sayfanızda bir yer veriyorsunuz o bloga, bir hafta boyunca misafiriniz oluyor.
Sevdiğim, beğendiğim, işini hakkıyla yapan blogları paylaşmayı çok seviyorum!
Okuyan herkesin katılabileceği bir etkinlik. Blogumdan detaylara ulaşabilirsiniz.  Mimleri cevaplamayı seviyorum. Mimler de iletişimi eksik olmayan, bana çok keyif veren paslaşmalar.

Paylaşımlarım bunlarla sınırlı değil. Yeri geldiğinde bir kitap, bir uygulama, gittiğim bir yer, çizdiğim bir resim, çektiğim bir fotoğrafı da paylaşabiliyorum. Orası benim özel yerim ve bu yerde paylaşımlarıma konu sınırlaması getirmek istemiyorum.

Tüm yazılarımda samimiyet olmazsa olmazım. Klasik ansiklopedik yazılar, kendi yorumunuzun hiç olmadığı yazılar bana göre değil. İmla konusunda çok titizim, bazen coşkumu veya duygularımı samimiyetle anlatmak için kelimeler üzerinde oynama yapsam da bağlaç ve noktalama işaretlerine hep dikkat ederim.

Blog yazarı olmak bana bir terapi oldu. 
Seven, isteyen herkese de tavsiye ederim. 
ilgi duyan herkesi beklerim.


Blog Adresim : http://daginikanne.blogspot.com

 

YENİ YAZILARI KAÇIRMAMAK İÇİN ABONE OLABİLİRSİNİZ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin.

Abone Olduğunuz İçin Teşekkür Ederim.

Bir Şeyler Yanlış Gitti. Lütfen Tekrar Deneyin.