GenelKişisel

17 Günlük Kapanma Gerçekten İşe Yaradı mı?

Covid-19 Salgını ülkemizde de görülmeye başlayalı bir yılı geçti. Tek bir vaka ile başlayan pozitif testler katlanarak kendinden söz ettirmeye devam etti. Türkiye de diğer ülkeler gibi birçok korunma yöntemini uygulamaya başladılar. Ancak tahmin edildiği gibi bu kısıtlamalarda düşen vakalar yeni normal süreçte yeniden yükselerek eskiye dönüş sağladı.

Özellikle kısıtlamaların kısmen ortadan kaldırılıp yeni normalleşmeye geçmemizle birlikte ikinci dalga rekoruna ne yazık ki ulaşmış olduk kendi verilerimizde. Vefat sayılarımız, entübe sayılarımız, pozitif vaka sayılarımız maalesef ki katlanarak devam etti. Hal böyle olunca eğitim sistemleri uzaktan eğitime taşınarak internet üzerinden verilmeye başlandı. Hafta içi ve hafta sonu için çeşitli sokağa çıkma süreleri belirlendi.

Sadece Türkiye için geçerli olmayan bu kısıtlamalar ve önlemler aslında tüm dünya ülkelerinde o ülkenin şartlarına göre uygulandı. Mesela başlıca hepimizin ortak olarak edindiği bireysel önlem maske kullanımı oldu. Bugün son verilere bakıldığında İsrail sokakta maske kullanımını bırakmış durumdalar. Yalnızca kapalı alanlarda maske zorunluluğu olduğu bilgisini dünyaya duyurduktan sonra düşen pozitif vaka sayılarıyla da adından söz ettirmeyi başardılar. Ayrıca İngiltere de bir çok kuralı artık uygulamıyor. Çünkü vaka sayıları oldukça düştü.

İlginizi Çekebilir : Ülkemizde Covid İle Mücadele ve Aşılama

Türkiye’de yeterli düşüşü sağlamış olsak dahi kalıcı hale getiremediğimiz gerçeği ne yazık ki yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Kısıtlamalarla düşen vaka sayıları kısıtlamaların kalkmasının hemen ardından, evet bir süre sonrasında dahi değil, yükselişe geçiyor. Hastane doluluk oranları, yoğun bakım doluluk oranları her geçen gün bir gün öncesinin üstüne katarak gitmeye başlıyor.

Kalıcı Vaka Düşüşünü Neden Sağlayamıyoruz?

Bu sorunun cevabı aslında basit. Kurallara yeterli uyumun gösterilmemesi. Bugün dünyaca verdiğimiz kayıplara baktığımızda hala ‘’ben virüse inanmıyorum’’ şeklinde bir düşünce yapısına sahip kesim mevut. Bunların virüsün bulaş oranını tetikleyen parti, toplantı, kına gibi kalabalık ve kapalı alanları kapsayan etkinlerde boy gösterdiğini, kısa süre sonra ise birçok pozitif vaka ile sonlandığını defalarca izledik haberlerde ve okuduk gazetelerde.

İşin ciddiyetini kavramaktan uzak, süreci keyfi olarak yöneten bilinçsiz ve sorumsuz insanların ne yazık ki gerek sağlık personellerine gerek de bulaş sağladığı kişilere karşı gerçekleştirdiği bu üzücü son tablosu kaçınılmaz bir hal almaya başlıyor. Hafta sonu sokağa çıkma yasakları geldiğinde tamamen keyfi olarak sokaklara çıkan, parklara inen, gün yapan, mevlüt okutan öyle büyük bir kesim var ki…

Elbette bunlar filyasyon ekipleri tarafından incelendikçe ortaya çıkıyor. Ceza gibi bir dönüş sağlamak ise kime nasıl bir fayda sağlayacak ki pozitif vakalar, ölümler olduktan sonra? Sonuç olarak; temizlik kurallarına yeterli özenin gösterilmemesi, sosyal mesafeye uyulmaması ve maskelerin yanlış kullanımı yahut hiç kullanılmaması olarak gösterilebilir. Böylesine kolay korunma yöntemlerini güçleştirmek ise toplumun vurdum duymazlığı denebilir…

17 Günlük Tam Kapanma Nasıl Bir Fayda Sağladı?

Türkiye bayramı da içerisine katarak tam kapanmaya girmiş, insan yoğunluğu ve etkileşimi minimuma indirmeyi hedeflemiştir. Önü alınamayacak bir yola girmeye başlayan vaka oranlarının önünü kesmek için, bayramlarda oluşacak teması durdurmak adına bu uygulamaya gidildiği açıklanmış ve market gibi acil ihtiyaçlar dışında dışarıda bulunmak tamamen yasaklanmıştır.

Peki bu kapama işe yaracak mı dersek eğer, kesinlikle yarayacaktır. Yollarda yapılan çevirmelerde özel izni olanların dışında yasakları çiğneyerek yola çıkan 66.000 kişiye ceza alındığını düşünürsek aslında bugün baş etmeye çalıştığımız bu virüs rakamlarının sebebini anlamak güç değil. Elbette kapanma süreci etkileşimi neredeyse tamamen kesmiş olacağından virüsün yayılma oranı da düşecektir.

Ancak burada, tam bu noktada endişe edilmesi gerektiğini düşündüğüm husus 17 günlük kapanma ya da 77 günlük kapama, kaç gün olduğu mühim değil, bunun sonunda toplum olarak gerekli hassasiyeti göstermez, uyulması gereken kuralları kulak ardı edersek vaka oranları azaldığı gibi hatta daha hızlı bir şekilde artış gösterecektir. Bunun için 17 gün içerisinde verilen çabayı zayi etmemek adına devamında da aynı hassasiyete sahip olunması gerektiğini düşünüyorum.

İlginizi Çekebilir : HES Kodu Nedir? Nasıl Alınır ve Nerelerde Kullanılır?

Zira Covid-19 salgını ile birlikte ekonomik açıdan birçok işletme, birçok esnaf ciddi zararlarla karşı karşıya kaldı. Bireysel değil, toplumsal toplanma için el ele verip gerekli tüm hassasiyetin sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle Ramazan Bayramı’nın gelişiyle oluşacak sirkülasyonun da önüne geçilmiş, insan temasının ve olası bulaş riskinin ortadan kaldırıldığını düşünürsek Covid-19 tablolarına bağlı kalarak alınması gereken kararlardan biri olduğunu düşünebiliriz.

Tam kapanma ile şehirler arası seyahat kısıtlaması da başlatılmış olup şehirler arası yolculuğun tek şartın iş gerekçesi ile özel izinle yapılması şeklinde güncellenmiştir. En büyük sorunlardan birisi olan şehirler arası bulaş ve taşıyıcılık riskinin de önüne böylece geçilmiş oldu. Ancak en nihayetinde dediğim gibi, ne kadar önlem, ne kadar kısıtlama, ne kadar yasak getirilirse getirilsin, tüm bu yasakların ardından aynı hassasiyet gösterilmediği sürece yeniden başa dönecek ve verilen tüm emekleri, fedakarlıkları da çöpe atmış olacağız. Bu nedenle 17 günlük kapanma sürecinde kurallara harfi harfine uyum gösterip, gerekli düşüş oranına ulaşmak için toplum olarak mücadele etmemiz gerekmektedir.

Umarım bir an önce hem ülkemiz hem dünya bu virüs belasından kurtulur, herkes yine eski işine döner ve hayat normale döner. 17 günlük kapanma özellikle esnaflarımız için gerçekten çok zor geçtiğinin farkındayım. Rabbim herkesin yardımcısı olsun. Lütfen maske takmayı ihmal etmeyelim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu