Epilepsi önceden bazı toplumlarda çok kötü bir hastalık hatta tanrının laneti olarak görülen bir hastalıkmış, eski çağlarda toplumların bu hastalığa iyi gözle bakmadıklarını biliyordum ama bu kadar kötü olarak baktıklarını inanın bana tahmin bile edemezdim. Yazılarımı, özellikle de epilepsi ile ilgili yazılarımı okuyan ve zaman zamanda epilepsi hastalığı ile ilgili yeni bilgiler bulduğunda benimle paylaşan bir okuyucum bana bir video gönderdi ve videoyu izlememi istedi. Videoyu izledim ve çok şaşırdım. Çünkü eski çağlardaki insanlar bu hastalığa gerçekten çok kötü bir hastalıkmış gibi bakıyorlarmış. Videoyu sizlerinde izlemesi için burada paylaşmak istiyorum.

Videoyu izlemeden önce sizleri, epilepsi hastalığı hakkında bilgilendirmek istiyorum. Epilepsi nöbeti (yada krizi), beyin normal aktivitesinin, sinir hücrelerinde geçici olarak meydana gelen anormal elektriksel aktivite sonucu bozulması ile oluşan klinik bir durumdur. Halk arasında “Sara Hastalığı” olarak da bilinen epilepsi, kendini epileptik nöbetler ile göstermektedir. Epileptik nöbet gerçekleştiğinde hastada gelip geçici bilinç kaybı veya farklı özelliklerde belirtiler olmaktadır.  Kişinin tek bir nöbet geçirmesi, epilepsi hastası olduğu anlamına gelmez.

Epilepsi Hastalığının Tarihçesi

Epilepsi hastalığının halklar arasında yaygın olması tarih boyunca birçok kaynakta geçmesine sebep olmuştur. Eski Mezopatamya’da “tüm hastalıklar” anlamına gelen ve yaklaşık kırk tabletten oluşan “Sakikku kil” tabletlerinin bir kısmında epilepsi hastalığından bahsedilmiştir. Bu belgeler Türkiye’de Urfa yakınlarında Sultantepe’de bulunan Yeni Asur yazısıyla yazılmış tablet yazıtlardır.(M.Ö. 718-612)

Diğer tablet ise British Museum’daki Babil koleksiyonunda bulunmaktadır.(M.Ö. 1.000) Babilli hekimler epilepsinin sebebi konusunda iblis ve hayaletler ile ilişkili düşünmüşlerdir. Buna rağmen nöbet tiplerini tanımlamak için çalışmışlardır ve az uyumak, duygusal sorunlara sahip olmak gibi sebeplerin epilepsiyi tetiklemesine ilişkin doğru yaklaşımlarda da bulunmuşlardır.

Hipokrat ise epilepsi üzerine ilk kitabını “Mukaddes Hastalık” ismi ile M.Ö. 400’de yazmıştır. Antik Sümer dilinde ise “düşüren hastalık” anlamında epilepsi hastalığından tabletlerde bahsedilmiştir.

Bizans döneminde Bergamalı Oribasius (M.S.4 yy) tıbbi metinlerinde epilepsi hastalığından bahsetmiş, nöbetler sırasında yapılması gerekenleri anlatmıştır.

İslamiyet döneminde iki ünlü hekim İbni Sina (980-1037) ve Muhammed İbn Zekeriaya el Razi’nin (865-925) önemli çalışmaları olmuştur. İbni Sina, epilepsi tedavisine daha bilimsel yaklaşmış ve 12. Yy’da kitabı Latinceye çevrilerek Avrupa’da ve Orta Doğuda başyapıt olarak değerlendirilmiştir.

 

YENİ YAZILARI KAÇIRMAMAK İÇİN ABONE OLABİLİRSİNİZ

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresini yazarak her yeni makaleden anında haberdar olabilirsin.

Abone Olduğunuz İçin Teşekkür Ederim.

Bir Şeyler Yanlış Gitti. Lütfen Tekrar Deneyin.